Salda Gölü’nde Neler Oluyor?

by Selin Şipal

Salda Gölü, temiz ve oligotrofik özellikte olup, az tuz ve yüksek alkalinite içermesi sayesinde dünyada iki yerde bulunan bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapmaktadır (Sönmez, 2020). Endemik türlerin yanı sıra gölün taban ve kıyılarında beyaz toprak ve kayaçların oluşmasını sağlayan, kökeni 3,7 milyar yıl öncesine dayanan mineraller bulunuyor. Bu minerallerden biri olan hidromagnezit, NASA’nın Perseverance aracı tarafından incelenen ve 3,5 milyon yıl önce göl deltası barındırdığı düşünülen Mars’taki Jezero Kraterinde de bulunuyor (NASA, 2021). Hidromagnezitin, ilk mikropların oluşumuna köken teşkil eden mikrobiyalitlerden geldiği düşünülmesiyle birlikte Mars’ta yaşam ihtimaline dikkat çekiyor (Kesici, 2018). Mineral özelliği; bulunduğu bölgenin kayaç yapısından, ikliminden, gölü besleyen derelerden ve göldeki su akışından gelmekte ve dünyada sadece iki yerde bulunmasıyla Salda gölüne doğal bir müze ve laboratuvar özelliği katmaktadır. Salda Gölü çevresindeki beyaz toprakların (manyezitler), kışın göl sularının çekilmesi ile kıyıda kalan çamurların atmosferle temas etmesi ve atmosferdeki CO’i bünyelerine absorbe etmeleri sonucu oluştukları belirtilmektedir.

Bölgede 61 familyaya ait 301 sucul ve karasal bitki türü ile bu türler içinde tehlike sınıfı ve endemik niteliğiyle 20 tür bulunmaktadır (Sönmez, 2020). Aynı zamanda 3,8 milyar yıl öncesine dayanan, canlılığın temelini oluşturduğu düşünülen tek hücreli canlılara ev sahipliği yapmaktadır. Salda Gölü çevresinde Salda Sığır Kuyruğu (Verbascum dudleyanum) önemli bir endemik türdür. Burdur endemiği olan Ot Balığı’nın (Pseudophoxinus cf. ninae) yanı sıra, Salda Yosun Balığı (Aphanius splendens) dünyada sadece Salda Gölü’nde yaşayan endemik bir türdür.

Salda Gölü’nün en önemli biyolojik zenginliklerinden biri de gölün bentik bölgesindeki hidromagnezit stromatolit kayaçlar üzerinde yaşayarak göle adapte olan Spongillidae familyasından “tatlı su” süngeri kolonileridir (Spongilla cf. lacustris). Salda Gölü ayrıca birçok ördek türü için önemli bir üreme alanı sağlarken; omurgasız canlılardan hemipterler, nematodlar, ostrakotlar ve odonat larvaları yaşamaktadır. 

Böylece Salda Gölü, jeolojik ve kimyasal özelliklerinin yanı sıra barındırmış olduğu endemik türler ile “Önemli Doğa Alanı” statüsündedir. Ayrıca, bazı su kuşu türlerinin belirli zamanlarda önemli miktardaki popülasyonlarını barındırması ile “Önemli Kuş Alanı” olan ve kritik türlere yaptığı ev sahipliği ile Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından koruma altına alınan uluslararası ve ulusal düzeyde önemli bir alandır.

SALDA’DA NELER YAPILIYOR?

Geçtiğimiz yıllarda Salda Gölü kıyı kesiminde yapılan insan etkinlikleri manyezitli topraklarının kararmasına neden olmuştur (Kesici, 2018). Burdur göller havzasının kurumuş durumda olan Yarışlı ve Çorak Gölleri gibi, 185 metre derinliğe sahip Salda Gölü de su düşüşüne paralel küçülme gösteriyor. Sebep olarak gölleri besleyen sulu, mevsimsel veya kuru tüm derelerin üzerine baraj veya göletlerin yapılması, gölü besleyen suların bu gölet ve barajlarda tutulması gösteriliyor. (Erdem, 2020).

Doç. Dr. Yıldırım Güngör, gölün sahillerinin plaja çevrildiğini, kumlar üzerine çadırların kurulduğunu, insanların basınçla suya girdiğini, Salda Gölü sahilinde beyaz kumlara gömülmüş araçlar ve bu araçları çıkarmak için uğraşan traktörler gözlemlediğini aktarmıştır. Bölgenin önemini ise “Bu sahillere bırakın araçla girmeyi, insan ayağı bile değmemeliydi. Çünkü bu göl kumlarına ayak basılmayacak kadar önemli bir doğal miras.” olarak ifade etmiştir.

Salda Gölü Tabiat Parkı’nda yapılacak turistik projeler, yıllık ziyaretçi sayısını dolayısıyla antropojenik baskıyı artırmaya yöneliktir. Ziyaretçi sayısının artırılması, festival düzenlenmesi gibi kontrolü zor olan uygulamalar sonucunda alan büyük zarara uğrayacaktır. Atık su ve çöp birikimi, doğal peyzajının bozulması, gürültü ve ışık kirliliğiyle kuş türlerinin tehlike altına girmesi, araç ve insan sebebi ile toprak sıkışması, ve bitki örtüsünün yok olması bu zararlara örnek gösterilebilir (Sönmez, 2020). 

Euronews’e konuşan Jeoloji uzmanı Servet Cevni’ye göre şu ana kadar verilmiş zarar eğer şimdi durulursa 200 yıl içinde gölün kendisi tarafından tamir edilebilir. Cevni, beyaz adacıkların tekrar oluşamayacağını, tek hücreli canlıların ölümüyle birlikte Salda gölünün de biteceğini belirtiyor. Dünyada Salda Gölü gibi çok sayıda tektonik göl olmasına rağmen kapalı devre ekosistem özelliğinin Salda’yı tek yaptığına işaret ediyor.

NELER YAPILABİLİR?

Salda Gölü gibi kapalı havzalar insan eliyle değil doğanın kendi sınırlarıyla oluşmakta ve dağlar ile göl arasında kalan bölgedeki faaliyetlerden etkilenmektedir (Kesici, 2018). Bu nedenle kara ve göl alanı bütüncül bir anlayışla değerlendirilip korunması ve ekosistemle uyumlu sürdürülebilir kullanımlarının hedeflenmesi zorunludur.

Gölü besleyen derelere atık su ve kimyasal maddelerin atılmaması, su akışlarının önünün kesilmemesi için gerekli önlemler alınmalı ve yine dereler üzerinde gölet ve baraj yapımına kesinlikle izin verilmemelidir (Sönmez, 2020).

Gölün ve çevresinin taşıma kapasitesinin çok üzerinde göl kıyı alanlarında düzenlenen piknik, kamp, bisiklet ve off-road turları, beyaz kumların kamyonlarla yol yapımı için taşınması gibi faaliyetler çok hassas özelliklere sahip gölü ciddi oranda etkilemektedir. Örnek olarak kışın kıyıda kalan çamurların CO’i absorbe etmesiyle oluşan manyezitli toprakların kararmasına sebep olması gösterilebilir. Ayrıca göl çevresindeki karaçam ve kermes meşesi ağaç topluluklarının oluşturduğu alanların sürdürülebilir yöntemlerle korunması gereklidir (Kesici, 2018). Böylece Salda Gölü’nün sürdürülebilirliğinin, içinde ve çevresinde bulunan bütün ekosistemin korunmasına bağlı olduğunu ve bu nedenle antropojenik baskının azaltılması gerektiğini söylemek mümkün.

Related Posts

Yorum Yap